Toy Story 5 için en doğal soru “Bu hikâyeye gerçekten beşinci film gerekli miydi?” oluyor. Pixar'ın cevabı beklediğimden daha akıllıca: dünya değiştiği için oyuncakların korkusu da değişmek zorunda.
Oyuncak teknolojiyle karşılaşıyor
Woody, Buzz, Jessie ve ekip, Bonnie'nin hayatına giren Lilypad adlı tabletle karşılaşıyor. Kolay yol tableti kötü karakter yapmak olurdu. Film ise teknolojiyi şeytani bir nesne yerine çocukların dikkatini gerçekten değiştiren yeni bir rakip olarak ele aldığında daha ilginç hâle geliyor.
Oyuncaklar açısından dikkat görmek var olmakla neredeyse aynı şey. Bonnie onlara uzanmadığında bunu varoluşsal bir tehdit olarak algılıyorlar. Bonnie açısından ise ortada dramatik bir olay yok; yalnızca başka bir eğlence biçimi keşfediyor. Bu iki bakış arasındaki fark tam bir Toy Story çatışması.
Nostalji hem avantaj hem tehlike
Tom Hanks, Tim Allen ve Joan Cusack'ın seslerini yeniden duymak doğal olarak güçlü bir nostalji yaratıyor. Film bunun farkında. Bazı sahneler geçmişimizi kullanarak yeni bir soru soruyor; bazıları ise tanıdık duygunun biraz fazla arkasına saklanıyor.
Ekran yenilebilecek bir kötü karakter değil
Filmin en doğru fikri burada. Bonnie tableti “yenemez”, çünkü sorun tabletin kendisi değil. Çocukluğun ve oyunun değişmesi. Oyuncakların bunu kabul etmesi, serinin başından beri taşıdığı büyümek ve geride kalmak temalarının modern bir uzantısı oluyor.
Sonuç
Toy Story 5 ilk filmin keşif hissini yeniden yaratamaz ve buna çalışmaması iyi. Bunun yerine serinin en eski korkusunu bugüne taşıyor. Bu oyuncakların geri dönmesine ihtiyacımız olup olmadığını sorgulayabiliriz; ancak film en azından neden geri döndüklerine dair anlamlı bir cevap buluyor.
