Spider-Man: Brand New Day'in merkezinde önceki filmlerden daha yorgun, daha yalnız ve yaptıklarının bedelini daha iyi anlayan bir Peter Parker var. Filmin asıl gücü de burada. Sorun, etrafındaki yapımın bu Peter'ın tek başına yeterince ilginç olduğuna her zaman güvenmemesi.
Tom Holland'ın Peter'ı büyümüş
Holland karakteri hâlâ sempatik ve komik tutuyor ancak espriler artık sürekli gençlik enerjisinden değil, bazen başa çıkma yönteminden doğuyor. Kahramanlık Peter için macera olmaktan çıkıp hayatının geri kalanını şekillendiren bir sorumluluğa dönüşmüş durumda.
Bu nedenle filmin küçük anları büyük aksiyon sahnelerinden daha etkileyici olabiliyor. Spider-Man'in asıl çekiciliği hiçbir zaman yalnızca ağ atması değildi. Peter'ın normal bir hayat kurmaya çalışırken sürekli başkaları için kendi hayatından vazgeçmesi karakterin temel çatışması.
Yeni başlangıç gerçekten ne kadar yeni?
Film daha yere basan bir Peter hikâyesi kurmaya çalışıyor. Ancak Marvel evreninin gelecek projelerine parça bırakma alışkanlığı hâlâ hissediliyor. Hikâye kendi başına güçlü bir noktaya geldiğinde daha büyük evren kapıyı çalabiliyor.
Aksiyon karakteri anlattığında daha iyi
En başarılı aksiyon sahneleri yalnızca Spider-Man'in neler yapabildiğini göstermiyor; Peter'ın baskı altında nasıl düşündüğünü de gösteriyor. Ağ kullanımı problem çözmeye, çeviklik ise doğaçlamaya dönüşüyor. Böyle olduğunda aksiyon herhangi bir süper kahraman filminden değil, gerçekten Spider-Man'den çıkmış gibi hissettiriyor.
Sonuç
Brand New Day iki film arasında kalıyor: biri olgunlaşan Peter Parker hakkında daha kişisel bir hikâye, diğeri ise gelecekteki yapımlara da hizmet etmek zorunda olan büyük bir Marvel filmi. Ben ilkini daha ilgi çekici buldum. Holland'ın Peter'ı artık büyümeye hazır; umarım seri de onunla birlikte büyümeye cesaret eder.
