The Whisper Man adı bile çocukların yetişkinlerin inanmadığı bir yaratığa vereceği isim gibi. Film rahatsız edici bir temel fikre sahip; hayal kırıklığı yaratan taraf ise bu fikrin ne kadar sık tanıdık gerilim kalıplarına dönüştüğü.
Bir baba, yas tutan çocuk ve kötü bir his
Adam Scott'ın Tom Kennedy'si, oğlu Jake'i tek başına büyütmeye çalışan dul bir baba. Jake'in davranışları değişmeye başladığında evde zaten var olan yas duygusuna başka bir korku ekleniyor. Scott, korkusunu göstermekten çok işlevsel kalmaya çalışan bir ebeveyni iyi oynuyor.
Ebeveyn korkusu soruşturmadan daha güçlü
Hikâyenin en etkili tarafı Tom'ın oğlunu tam olarak neyden koruması gerektiğini bilmemesi. Dışarıda gerçek bir tehdit mi var, yoksa yas ikisinin de gördüğü örüntüleri mi değiştiriyor? Yanlış kararın sevdiği kişiye zarar verebileceğini bilmek, sıradan polisiye mekaniklerinden daha güçlü bir gerilim yaratıyor.
Film kendisini biraz fazla açıklıyor
Gizem filmlerinde bilgi vermek zorunlu ama her cevap ihtimalleri azaltır. The Whisper Man bazı cevapları erken verdiğinde baştaki tekinsizlik de küçülüyor. Birkaç sahne, olay örgüsündeki yerini öğrenmeden önce çok daha korkutucu.
Sonuç
The Whisper Man izlenebilir ve zaman zaman gerçekten ürpertici. Scott hikâyeye sağlam bir duygusal temel veriyor. Yine de başlığın vaat ettiği kadar rahatsız edici ve belirsiz bir filme dönüşmüyor. Daha korkutucu versiyonu sanki hep birkaç adım ileride kalıyor.
